İstanbul'da yaşıyorsanız günün nasıl geçtiğini anlamak pek mümkün olmuyor. Sabah metrobüste ya da trafikte başlayan koşturmaca, plazada veya ofiste saatlerce süren bir hareketsizlikle birleşiyor. Sekiz saat o ergonomik olduğu iddia edilen ama aslında sırtı mahveden sandalyede oturup eve döndüğümüzde, yorgunluğu atmak için yaptığımız ilk şey kendimizi televizyon karşısındaki koltuğa bırakmak oluyor. Bu döngü bir süre sonra vücudu öyle hantallaştırıyor ki, hafif bir merdiven çıkmak bile nefes nefese kalmamıza yetiyor.

Hareketsizlik zincirini kırmak için spor salonuna yazılmayı düşünebilirsiniz. Ancak her akşam iki saatinizi o kalabalık, gürültülü salonlarda harcamak fikri çoğumuza samimi gelmiyor. Zaten o kadar vaktimiz de yok. İşte tam bu noktada, vücudun o derin uykusundan uyanmasını sağlayacak yoğun ve akıllıca bir uyarana ihtiyacımız var.

Sandalye Tepesinde Geçen Saatlerin Vücuda Bedeli

Vücudumuz oturmak için tasarlanmadı. Saatlerce hareketsiz kalındığında kalça kasları tembelleşiyor, omurgayı destekleyen merkez bölgesi zayıflıyor ve duruşumuz yavaşça bozuluyor. Akşam televizyon izlerken dinlendiğimizi sanıyoruz ama aslında yorgunluğu sadece zihinsel olarak geçiştirmeye çalışıyoruz. Kaslar çalışmadıkça metabolizma hızı düşüyor ve aldığımız en ufak besin bile vücutta depolanmaya başlıyor.

Bu pasifliği kırmak için her gün saatlerce ağır antrenmanlar yapmaya gerek yok. Önemli olan, kaslara o unuttukları gücü hatırlatacak doğru uyarıyı verebilmek. Eğer kronik bir rahatsızlığınız veya bel, boyun fıtığı gibi durumlarınız varsa, her şeyden önce doktorunuza danışmanız ve onay almanız gerektiğini de belirtelim.

Haftada Tek Bir Gün Vücudu Şoke Etmek

Peki ya haftada sadece bir kez kendimize zaman ayırarak bu döngüden çıkmak mümkün mü? 25 dakikalık antrenman konsepti, tam olarak bu yoğunluğu hedefliyor. Geleneksel ağırlık çalışmalarında kaslarımızı beyinden giden sinyallerle uyarırız. EMS yani elektriksel kas uyarımı ise bu sinyalleri dışarıdan, kontrollü akımlarla doğrudan kas liflerine gönderiyor. Böylece eklemlere gereksiz yük bindirmeden, derin kas gruplarına kadar ulaşan bir aktivasyon sağlanıyor.

Çoğu yoğun çalışan insan için en büyük lüks zamandır. Haftada 1 gün ayrılan bu 25 dakikalık süre, sandalyede geçen o 40 saatin yarattığı uyuşukluğu üzerimizden atmak için harika bir fırsat sunuyor.

Sadece Akıllı Kıyafetler Değil, Doğru Rehberlik Şart

Teknolojik bir yelek giyip akım almak işin sadece teknik kısmı. Bu sistemin gerçekten çalışması ve sakatlanmadan sonuç vermesi, tamamen hareketleri nasıl yaptığınızla ilgilidir. Ben İstanbul'daki yoğun koşturmacamda kendime zaman yaratmak istediğimde Fitamine stüdyolarını tercih ediyorum. Çünkü birebir eğitmen eşliğinde çalışmak, hareketlerin formunu bozmadan maksimum verim almayı sağlıyor. Eğitmeniniz size özel hareketleri yaptırırken, elektriksel kas uyarımı da o kasları en derin seviyede kasıyor.

Bu süreç tek başına mucizeler yaratmaz. "Haftada bir gün 25 dakika çalışırım, sonra her gün fast food yer, günde 4 saat uyurum" derseniz maalesef istediğiniz o dinç vücuda kavuşamazsınız. Beslenme düzeninizi gözden geçirmeli ve uykunuza dikkat etmelisiniz. EMS, doğru yaşam alışkanlıklarıyla birleştiğinde etkisini gösteren harika bir katalizördür.

Zinciri Kırmak İçin İlk Adımı Atın

Akşamları eve gidip yine aynı koltuğa uzanmadan önce kendinize şu soruyu sorun: Vücudum gerçekten dinleniyor mu, yoksa sadece paslanıyor mu? Haftada bir gün, sandalyede geçen saatlerin acısını çıkaracak o yoğun uyarımı vücudunuza vermek, sadece fiziksel olarak değil zihinsel olarak da sizi canlandıracaktır.

Eğer siz de İstanbul'un bu yoğun temposunda kendinize pratik ve etkili bir alternatif arıyorsanız, Fitamine ile iletişime geçip detaylı bilgi alabilirsiniz. İstanbul genelindeki şubelerine ulaşmak veya randevu almak için 0212 416 22 22 numaralı telefondan ekibe ulaşabilirsiniz.