İstanbul'un o bitmeyen trafiğinde koştururken spor salonunda saatler harcamak her yiğidin harcı değil, bunu kabul edelim. Ben de tam bu yüzden bir gün cesaretimi toplayıp o meşhur siyah, ıslak yeleği üzerime geçirdim. İlk seansa gitmeden önce kafamda deli sorular vardı. Acaba elektrik çarpacak mı, canım yanacak mı, o akım altındayken nasıl hareket edeceğim? Eğer siz de benzer kaygılarla randevu almayı erteliyorsanız, gelin o ilk gün stüdyodan içeri girdiğinizde sizi nelerin beklediğini tüm çıplaklığıyla konuşalım.
O Siyah Kıyafet Neden Islak ve Nasıl Giymeliyiz?
Stüdyonun kapısından girdiğinizde size özel pamuklu bir alt üst takım veriliyor. Bu takımın üzerine ise eğitmeninizin yardımıyla elektrotların bulunduğu o özel yelek ve bantlar kuşanılıyor. İşte herkesin ilk şok yaşadığı an burada başlıyor: Yelek hafif ıslak. Hatta bazen bayağı soğuk gelebiliyor.
Peki bu ıslaklık neden şart? EMS yani elektriksel kas uyarımı teknolojisi, akımın vücudunuza kayıpsız iletilmesi için suya ihtiyaç duyar. Su, mükemmel bir iletkendir. Eğer o pedler ıslatılmazsa akım cildinize tam ulaşmaz ve verim alamazsınız. İlk birkaç saniye o serinliği teninizde hissetmek biraz garip gelse de, hareket etmeye başladığınız anda vücut ısınızla birlikte o ıslaklığı tamamen unutuyorsunuz.
Elektrik Çarpma Hissi mi Yoksa Tatlı Bir Karıncalanma mı?
Gelelim en büyük korkuya. Hayır, prizden elektrik çarpmış gibi bir his yaşamayacaksınız. EMS cihazlarının verdiği akım son derece düşük frekanslıdır ve doğrudan kas liflerinizi hedef alır. Eğitmeniniz sistemi açtığında hissedeceğiniz şey, hani bacağınız uyuşur da karıncalanır ya, işte onun biraz daha ritmik ve derinden gelen versiyonudur.
Burada kilit nokta tamamen iletişim. Birebir eğitmeniniz yanınızda duruyor ve akım seviyesini sıfırdan başlayarak yavaş yavaş artırıyor. Sizin onayınız olmadan asla seviyeyi yükseltmiyorlar. Kaslarınızın kasıldığını ama canınızın acımadığı o tatlı sert noktayı bulduğunuzda duruyorsunuz. Zaten ilk EMS seansı boyunca amacımız kendimizi hırpalamak değil, bu yeni uyarım tipine vücudumuzu alıştırmak.
Sadece 25 Dakika Sürüyor Ama Ertesi Gün Ne Olacak?
Klasik bir spor salonuna gittiğinizde ısınması, set araları, makinelerin boşalmasını beklemek derken rahat iki saatiniz gider. 25 dakikalık antrenman süresi kulağa inanılmaz derecede kısa gelse de, her saniyesi aktif geçer. Çünkü siz sadece ayakta durup basit bir squat yaparken bile vücudunuzdaki neredeyse tüm ana kas grupları aynı anda çalışıyor.
Seans bittiğinde muhtemelen "Eee, bu kadar mıydı, hiç yorulmadım ki" diyeceksiniz. Acele etmeyin. EMS'nin gerçek yüzüyle genellikle antrenmandan 24 ila 48 saat sonra tanışırsınız. Hiç varlığından haberdar olmadığınız derin kaslarınızın tatlı tatlı sızladığını hissettiğinizde, o 25 dakikanın ne kadar yoğun geçtiğini anlıyorsunuz. Bu sızı tamamen normaldir ve kaslarınızın adaptasyon sürecidir.
Haftada Sadece 1 Gün Yetebilir mi?
En çok karşılaştığım sorulardan biri de bu: "Haftada sadece bir gün spor yaparak nasıl fit kalacağız?" Çoğu temel programda haftada 1 gün çalışmak kasların yenilenmesi ve gelişmesi için fazlasıyla yeterli oluyor. Tabii ki bu sihirli bir değnek değil. Eğer antrenmandan çıkıp soluğu en yakın fast-food zincirinde alırsanız veya günde 5 saat uyuyorsanız mucize beklemeyin. Doğru beslenme ve kaliteli uyku ile desteklendiğinde, bu tek günlük yoğun seanslar harika sonuçlar veriyor.
Eğer eklemlerinizde ciddi bir rahatsızlık, fıtık veya kronik bir hastalığınız varsa, her sporda olduğu gibi önce doktorunuzun onayını almanız gerektiğini unutmayın. Bu konuda hassas olmak ve stüdyo seçiminde profesyonellerle çalışmak hayati önem taşıyor. Ben İstanbul'daki deneyimlerimde, eğitmen kalitesi ve birebir ilgi konusunda Fitamine stüdyolarını oldukça başarılı buluyorum. Doğru bir yönlendirmeyle korkularınızı yenmeniz çok daha kolay oluyor.
İlk seansta kendinizi kasmayın, nefes almayı unutmayın ve sadece eğitmeninizin direktiflerine odaklanın. Akımın ritmine bir kez alıştığınızda spor yapmak çok daha eğlenceli bir hal alacak.
Eğer siz de bu deneyimi yerinde görmek ve kafanızdaki tüm soru işaretlerini bir uzman eşliğinde çözmek isterseniz, İstanbul genelindeki şubeleriyle hizmet veren Fitamine ekibine ulaşabilirsiniz. Detaylı bilgi almak ve ilk randevunuzu planlamak için 0212 416 22 22 numaralı hattan iletişime geçebilirsiniz.


