İstanbul'un o koşturmacalı günlerinden birinde, Cadde'de ya da Beşiktaş'ta hızlıca bir kahve alıp kendinizi sokağa attığınızı hayal edin. Üzerinizde hafif bir yorgunluk ama inanılmaz bir zindelik hissi var. İşte o an, yaklaşık bir saat önce biten idmanın etkilerini hala hücrelerinizde hissediyorsunuz demektir. Spor dünyasında sıkça duyduğumuz ama çoğunlukla süslü terimlerin arkasına gizlenen bir kavram var: Afterburn. Yani teknik adıyla EPOC. Bu yazıda bilimsel terimlerin boğuculuğundan uzaklaşıp, o 25 dakikalık seans bittikten saatler sonra bile vücudumuzun neden gizli bir fabrika gibi çalışmaya devam ettiğini konuşacağız.
Duştan Sonra Bile Çalışan Motor: Afterburn Nedir?
Aslında olay çok basit bir fizik kuralına dayanıyor. Yoğun bir egzersiz yaptığınızda, vücudunuz o anki enerji ihtiyacını karşılamak için mevcut tüm kaynakları seferber eder. Adeta limitleri zorlarsınız. İdman bittiğinde ise sistem aniden 'kapat' tuşuna basılmış gibi durmaz. Vücut, kaybettiği oksijeni geri kazanmak, kas liflerini onarmak ve bozulan hücresel dengeyi yeniden kurmak için fazladan çalışmaya devam eder. İşte bu toparlanma sürecinde harcanan ekstra enerjiye afterburn, yani egzersiz sonrası fazla oksijen tüketimi diyoruz.
Siz eve dönüp televizyon karşısına geçtiğinizde ya da bilgisayar başında maillerinizi yanıtlarken, içerideki motor hala yüksek devirde dönmektedir. Bu durum, metabolizmanın normal dinlenme hızının üzerinde kalmasını sağlar. Yani koltuğunuzda otururken bile, antrenmanın ekmeğini yemeye devam edersiniz.
EMS Neden Bu Etkiyi Arşa Çıkarıyor?
EMS yani elektriksel kas uyarımı teknolojisi, bu süreci çok daha farklı bir boyuta taşıyor. Normalde spor salonunda saatlerce çalışarak ulaşabileceğiniz kas aktivasyonunu, bu özel sistemle çok kısa sürede elde ediyorsunuz. Akıllı giysiler yardımıyla kas gruplarınıza gönderilen mikro akımlar, normalde beyninizin tek başına aynı anda uyaramayacağı kadar çok kas lifini harekete geçiriyor.
Sadece 25 dakikalık antrenman süresince, vücudunuzun neredeyse tamamı yoğun bir dirençle karşılaşıyor. Bu kadar kısa sürede bu kadar çok kas hücresinin mikro düzeyde hasar alması ve uyarılması, antrenman sonrasındaki toparlanma ihtiyacını da katlıyor. Vücut, o 25 dakikanın şokunu atlatabilmek için saatlerce, hatta bazen günlerce ekstra mesai yapmak zorunda kalıyor.
Haftada Sadece 1 Gün Yetiyor mu Gerçekten?
Klasik spor salonu alışkanlığı olanlar için haftada sadece 1 gün antrenman yapmak kulağa inanılmaz gelebilir. Ancak işin içine elektriksel kas uyarımı girdiğinde matematik değişiyor. Klasik ağırlık antrenmanlarında hedeflediğiniz kasları tek tek çalıştırırken, bu sistemde tüm büyük kas grupları aynı anda kasılıyor. Ortaya çıkan metabolik yıkım o kadar yüksek ki, vücudun kendini tam anlamıyla onarması ve eski haline dönmesi günler sürüyor.
Eğer her gün bu yoğunlukta çalışmaya kalkarsanız, vücudunuza onarım için zaman tanımamış olursunuz. Bu da gelişmek yerine gerilemenize yol açar. İşte bu yüzden, çoğu programda haftada 1 gün düzenli katılım, hedeflenen sıkılaşma ve form koruma süreci için fazlasıyla yeterli oluyor. Dinlenme günleri, en az ter döktüğünüz o 25 dakika kadar kıymetlidir.
Mucize Aramayanlar İçin Gerçekler
Burada dürüst olmak gerekiyor. Hiçbir teknoloji tek başına sihirli bir değnek değildir. EMS ile harika bir seans çıkarıp ardından beslenmenize dikkat etmez, gece uykularınızı düzene sokmazsanız istediğiniz verimi alamazsınız. EMS ile zayıflama süreci, sizin mutfaktaki disiplininiz ve genel yaşam tarzınızla doğrudan bağlantılıdır. Vücudunuzun idman sonrası yüksek viteste çalışmasını istiyorsanız, ona kaliteli yakıt vermelisiniz. Ayrıca kronik bir rahatsızlığınız veya bel, boyun gibi bölgelerde ciddi bir ağrınız varsa, bu tarz yoğun aktivitelere başlamadan önce mutlaka bir doktor onayını almanız gerektiğini de unutmayın.
Kaliteli Bir Eğitmen ve Doğru Adres Farkı
Bu sistemde cihazın kendisi kadar, o akımları yöneten ve hareketleri size doğru formda yaptıran eğitmen de hayati önem taşır. Ben İstanbul'da antrenman yaparken bu konudaki hassasiyeti en çok Fitamine stüdyolarında hissettim. Birebir eğitmen eşliğinde çalışmak, hareketleri kaytarmadan ve en önemlisi sakatlanmadan yapmanızı sağlıyor. İstanbul'un farklı noktalarındaki Fitamine şubeleri, sizi sadece bir makineye bağlayıp bırakmıyor; her saniyenizi sizin sınırlarınıza göre planlayan profesyonel bir süreç sunuyor.
Eğer siz de yoğun temponuzda kendinize kaliteli bir zaman dilimi ayırmak ve o gün boyu süren enerjiyi kendi bedeninizde hissetmek isterseniz, İstanbul genelindeki stüdyoları ziyaret edebilirsiniz. Bilgi almak için 0212 416 22 22 numaralı hattan iletişime geçmek de iyi bir başlangıç olabilir.


